Takıntı Hastalığı

Obsesyon halk arasında takıntı veya saplantı diye de adlandırılan bir rahatsızlık belirtisidir. Kişinin elinde olmadan, istenmeden akla gelen ve kişiye aşırı rahatsızlık veren düşüncelerdir. Mesela mikrop veya kir bulaştığı düşüncesi bir obsesyondur.
17 Şubat 2015

Alt Başlıklar

OBSESYON (TAKINTI) NEDİR?



Obsesyon halk arasında takıntı veya saplantı diye de adlandırılan bir rahatsızlık belirtisidir. Kişinin elinde olmadan, istenmeden akla gelen ve kişiye aşırı rahatsızlık veren düşüncelerdir. Mesela mikrop veya kir bulaştığı düşüncesi bir obsesyondur.

OBSESİF (TAKINTILI) NEDİR?
Takıntılı düşünceye sahip olan kişiye “obsesif” denir. Halk arasında “takıntılı kişi” olarak da adlandırılır. Takıntı tarzındaki düşüncelere de “obsesif düşünce” denir.

KOMPÜLSİYON NEDİR?
Obsesif düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için uygunsuz ve saçma bulduğu halde kendini yapmaktan alıkoyamadığı bazı hareketleri yinelemeye başlar. Bu hareketlere de kompülsiyon (zorlantı) adı verilir. Mesela kir bulaşmasıyla ilgili obsesyonlar geldiğinde sık sık elini yıkamak bir kompülsiyon örneğidir.

KOMPÜLSİF NEDİR?



Kompülsif kompülsiyon tarzı hareketlere verilen bir isimdir. Elini sıkça ve dakikalarca yıkamak kompülsif bir harekettir.

OBSESİF KOMPULSİF NEDİR?
Obsesyon ve kompulsiyonlarla giden psikiyatrik rahatsızlığın adıdır.

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (TAKINTI HASTALIĞI)



Takıntı hastalığı tıp dilinde Obsesif Kompülsif Bozukluk olarak tanımlanır. Saplantı hastalığı da denir. Ancak yaygın ismi “Takıntı Hastalığı”dır. Birçok efsaneye ve esere konu olan takıntı hastalığının en çarpıcı ve meşhur örneği Shakespeare’in Macbeth adlı eserinde hayat bulmuştur. Lady Macbeth’in etkisiyle kocası Macbeth, Kral Duncan’ı öldürür ve Leydi Macbeth’de bir el yıkama hastalığı başlar. Leydi Macbeth, “Arabistan’ın bütün parfümleri getirilse bu elin kirleri temizlenemez” der ve ellerini yıkamaya devam eder.
Takıntılar, insanın aklına istenmeden ve  elinde olmadan gelen rahatsız edici düşüncelerdir. Bu düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için uygunsuz ve saçma bulduğu halde kendini yapmaktan alıkoyamadığı bazı hareketleri yinelemeye başlar. Bu hareketlere de kompülsiyon (zorlantı) adı verilir. Mesela kirlilik düşünceleri olan kişilerin sık sık ellerini yıkaması kompülsiyona bir örnektir. Bu düşünceler ve eylemler zamanla şiddetini artırır ve kişinin günlük hayatının büyük bir kısmını işgal etmeye başlar. Sonuçta kişinin işlevselliği önemli ölçüde etkilenir.

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUĞU (TAKINTI HASTALIĞININ) YAYGINLIĞI NEDİR?
Toplum içinde takıntı hastalığı yüz kişinin ikisinde veya üçünde görülebilir. Başlangıç yaşı ortalama 20 yaş civarındadır. Hastaların yaklaşık üçte ikisi 25 yaşın altında hastalığa yakalanırken, %15 kadarı da 35 yaş sonrasında bu durumla yüz yüze gelmektedir. Erkeklerde görülme yaşı, kadınlara göre daha küçüktür. Erkeklerde 6-15 yaş arası sıklıkla görülürken, kadınlarda 20-29 yaş arasında daha sık ortaya çıkar. Yapılan çalışmalarda ise, kadınlarda %0.6, erkeklere göre (%0.2) üç kat daha yüksek bir oran bulunmuştur. Sosyo-kültürel faktörlerden de etkilenebilen takıntı hastalığı bekarlarda evlilerden daha fazla görülmektedir. Birinci derece akrabası hasta olanlarda görülme riski daha fazla bulunmuştur.

TAKINTI HASTALIĞININ SEBEPLERİ NELERDİR?



Son dönem çalışmalar takıntıların geçmişte yaşanmış olan travmatik deneyimler neticesinde oluştuğunu göstermektedir. Travmatik deneyimlerin etkilerinin yarattığı stres uzun dönemler boyunca sürdüğünde stres hormonlarının salgılanması da süreklilik gösterir. Bu durumda, serotonin maddesinin salgılanması etkilendiğinden beynin biyokimyasında bozulmalar meydana gelir. Travmatik etkilenme, orta beyinde yer alan limbik sistem içindeki bazı alanlarda kaygı birikmesine neden olarak, kişinin çeşitli konulara takılmadan edemeyecek kadar kaygı fazlalığı yaşamasına yol açar.

TAKINTI TÜRLERİ NELERDİR?

  • Bulaşma (Temizlik) Takıntıları
  • Kuşku Takıntıları
  • Simetri veya Eksiksiz Olma Takıntıları
  • Metafizik veya Dini Takıntılar
  • Hastalık Takıntıları
  • Sayma Takıntıları
  • Cinsellikle İlgili Takıntılar

Bulaşma (temizlik) Takıntıları
En sık görülen takıntı çeşididir. Kişide elinde olmadan kirlenmeyle ve hastalık bulaşmasıyla ilgili bir tehdit algısı oluşur. Yani kişi kendisinin toplumun diğer bireylerinden daha çok mikrop, pislik ve kirle karşılaşma tehlikesinde olduğuna inanmaya başlar. Bu düşüncenin etkisiyle de gereksiz tedbirler alır.

Bulaşma korkusuyla el sıkışmaktan, umumi tuvaletleri kullanmaktan, para ve kapı tokmaklarını tutmaktan kaçınır. Bu işlerden birini yaptığı zaman da kendisine mikrop, toz, feçes ya da idrar bulaştığını düşünüp ellerini yıkar. Günde 3-4 saat elini yıkayan, her yıkamaya en az yarım saat ayıran, dışarı çıkıp eve geldikten sonra hemen elbiselerini çıkarıp yıkamaya atan, kendisi de banyoya koşan, banyoya ve tuvalete her girişinde 2-3 saat harcayan bir kişide temizlik saplantısının olduğu düşünülür. Bu kişilerin çok fazla yıkanan yerlerinde, zamanla soyulma, tahriş gibi belirtiler görülür. Takıntı hastalarının %25-50’sinde bulaşma takıntıları görülür.

Kuşku Takıntıları
En sık görülen ikinci takıntı çeşididir. Kişide sürekli bir şeyleri yapıp yapmadığı ile ilgili kuşkular oluşur. Bu kuşkular büyük sıkıntı verir ve kişide aşırı bir kontrol etme davranışı oluşur. Hasta, “Acaba ocağı kapattım mı, kapıyı kilitledim mi, ışığı söndürdüm mü?” gibi kuşkulardan emin olmak için defalarca tüpü, kapıyı, ışığı kontrol eder.
En sık görülen üçüncü çeşit, kompülsiyon olmaksızın zihne yerleşen takıntılardır. Cinsel ve saldırgan bir hareketle ilgili düşünceler zihni durmadan meşgul eder. Kişiler bu durumdan dolayı kendilerini sürekli kınarlar.

Simetri veya Eksiksiz Olma Takıntıları
Sık görülen saplantı çeşitlerindendir. Kişi yaptığı işin eksiksiz olmasına, evdeki veya masasındaki eşyaların düzgün ve simetrik olmasına hastalık derecesinde dikkat eder. Öyle ki bu simetriyi sağlamak için saatlerce uğraşabilir. Eğer istediği simetriyi ve düzenliliği yerine getiremezse aşırı sıkıntı duyar ve sıkıntılarını gidermek için saatlerce uğraşır. Bu yüzden işlevselliği önemli ölçüde etkilenir. Davet, randevu, iş gibi etkinliklere yetişememe, işleri yetiştirememe gibi sorunlarla çok sık karşılaşır.

Metafizik veya Dini Takıntılar
Ucu bucağı bulunamayan sorularla bir gidiş göstermektedir. Kişinin aklına elinde olmadan metafizik konularla ilgili istemediği düşünceler gelir. Hatta bazı zamanlar Allah’a küfür şeklinde düşünceler oluşabilir. Kişi bunun neticesinde, -hele hele inançlı biri ise- aşırı sıkıntı ve suçluluk, günahkârlık duygusuna kapılır. Duyduğu sıkıntıyı ve suçluluk duygusunu bertaraf etmek için de sesli olarak veya içinden “tövbe tövbe”, “estağfirullah” gibi sözler sarf eder. Bu düşünceler zihnini öyle kuşatır ki günlük işlerini yapmaz, hatta ibadet edemez hale gelir.

Hastalık Takıntıları
Kanser, AIDS gibi hastalıklara yakalanma korkusu gibi düşüncelerin akla geldiği takıntılardır. Kişi bu yüzden tetkikler yaptırır; kötü bir sonuç çıkmadığı halde elinde olmadan hasta olduğu düşüncesini zihninden atamaz. Hastalık düşüncesinin yarattığı sıkıntıyı gidermek için sürekli hastaneye gidip tetkik yaptırır, tetkiklerden bir sonuç çıkmaz, o an için rahatlar ancak düşünce zihninden gitmez. Bu kısır döngü, hep bu şekilde devam eder. Sayma takıntıları; otomobil plakalarını ve evlerin numaralarını okuma, apartmanların kaç kat olduğunu saymayı içeren bir takıntı çeşididir.

Cinsellikle İlgili Takıntılar
Özellikle eşcinsel olma korkusu ile ilgili takıntılar çok görülür. Kişinin aklına istem dışı bir şekilde eşcinsellikle ilgili düşünceler gelir ve zihninde hemcinsle ilişki kurma, cinsel organ görme, hemcinslerin cinsel bölgelerine bakmadan edememe şekillerinde karşımıza çıkar. Bu düşüncelere maruz kalan kişi eşcinsel olduğuna inanır ve bu kişinin büyük bir kaygı ve suçluluk duymasına yol açar. Bu durum eşcinsel olmaktan tamamen farklı bir durumdur.
Çocuklarda, karşı cinsten olan ebeveyn ile ilgili cinsel içerikli düşünceler olabilir. Bu tür düşünceler bir çok çocuğu belirli dönemlerde ziyaret eder. Sorun bu düşüncelerin gelmesinde değil çocuğun bu düşünceler geldiğinde yaşadığı kaygı ve suçluluk duygusunun sürmesi nedeniyle bu duruma takılmasıdır. Çocukların bazılarında bu düşünceler takılma söz konusu olabilmektedir. Birçok çocuk ise takıntı geliştirmeden bu süreci geçer.

Zarar Verme Takıntıları
Özellikle annelerde bebeklerine, çocuklarda ise anne ve babalarına zarar verme ile ilgili düşüncelerin zihinlerine istem dışı gelmesi durumudur. Yeni doğum yapan annelerde doğumdan hemen sonra ya da 1 yıl içinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Bu düşüncelerin yoğun bir biçimde gelmesi annede bebeğine gerçekten zarar vereceğine inanmasına yol açar. Bunun sonucunda da anne müthiş bir kaygı ve suçluluk duygusu yaşar.

OBSESİF KİŞİLİK
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu kurallar, düzen ve kontrol üzerine aşırı düşünme olarak karakterize edilir. Bu kişiler bir şey üzerinde kontrol sahibi olamama ihtimali varsa  aşırı derecede kaygı yaşarlar ve bu nedenle  bu tür durumlardan kaçınırlar. Kontrol sağlayamadıkları durumlarda ise öfkelenirler. Aşırı kontrollü halleri, madde bağımlılığı, dikkatsiz cinsel ilişki kurma, finansal sorumsuzluk gibi durumları engeller. İş konusunda çok hassas ve kuralcı olduklarından çok başarılı olabilirler.  Rahat ve esnek davranamama, mükemmeliyetçilik, detaylarla aşırı ilgilenme gibi durumlar günlük yaşantılarını çok zorlaştırır ve işlerini yaparken büyük bir zaman ve enerji israfına neden olur. Yapılan işin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılarla, kurallarla, listelerle, sıralamayla, organize etme ve program yapma ile uğraşırlar.  Bu kişiler yeniliklerle ve esneklik gerektiren durumlarla karşılaşınca rahatsızlık duyarlar. Kültürel normlara çok bağlı olmakla birlikte inatçı bir kişilik yapısına sahiptirler. Kuralcıdırlar ve kurallara tam olarak uymasını beklerler.

Mantık adamıdırlar ama bu durum karşısındaki için sıkıcı bir hal alabileceğinden iletişimlerinde zorluk yaşayabilirler. Kuralcılıkları ve detaycılıkları eşlerini ve yönetimi altında olan çalışanları bezdirir. Hataya ne kendilerinde ne de başkalarında tahammül edebilirler. Başkaları tam olarak kendileri gibi düşünüp, hareket etmedikçe onlarla bir çalışma içine girmek istemezler, zorunda kalırlarsa agresifleşirler. Yanlış yapmamak için yaptıklarını defalarca kontrol ederler. Olayların olumlu olumsuz yönlerini sürekli tartmaya çalıştıkları için karar vermekte güçlük çekerler. Duygularını göstermeyip, her zaman mantığı ön planda tutarlar. Mantıklı olmadıklarına inandıkları kişilere öfkelenirler ya da onlarla iletişim kurmak istemezler.  Eğlenceli ortamlardan zevk almazlar. Genellikle katı, inatçı, cimri kişilerdir.
Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu ve obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kişilerde ön plana çıkan özellikler şunlardır:

Titiz ve Kuralcıdırlar: İş ve özel hayatlarında o kadar kuralcıdırlar ki, her şeyin bu kurallar çerçevesinde yapılmasını isterler. Kurallarını sorgulatmazlar ve mutlaka uyulmasını beklerler. Bu beklentileri aşırı titiz olmalarına yol açar. Kurallara titizlikle uyulmalıdır. Uyulmadığında sinirlenirler. Kendileri kendi kuralları dışına çıkarsa endişe ve kaygı yaşarlar ve kendilerini suçlarlar.

Siyah-beyaz düşünürler: Onlar için orta yol pek yoktur. ‘Ya hep ya hiç’ mantığına göre hareket ederler. Bir iş dört dörtlük olmayacaksa hiç olmasın daha iyidir. Birisi bir hata yaptığında olumlu yönleri görünmez olur. Kurallarında esneme olamaz.

Mükemmeliyetçidirler: Ne kendilerinde ne de başkalarında hataya tahammül edemezler. Her şey dört dörtlük olsun isterler. Onlar için hata olmaması gereken bir şeydir. Herkes her konuda olması gerektiği gibi olmalı, davranmalı ve düşünmelidir. Bunun aksi olursa sinirlenirler ve öfke patlaması yaşayabilirler. Kendileri için hata yapma durumu söz konusu olursa kendilerine kızarlar.

Sinirlidirler: Kurallara uymak ve hata yapmamak o kadar önemlidir ki aksini düşünemezler. Ancak gerçek hayatta çoğu insan onların kafalarındaki kurallar doğrultusunda hareket etmeyeceğinden ve insanoğlu hata yapan bir varlık olduğundan, bu durumlarla karşılaşmaları kaçınılmazdır; dolayısıyla, obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan insanlar gün içinde pek çok kez sinirlilik hali içine girerler ve öfke patlamaları yaşayabilirler.

Kendilerine kızarlar: Obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kimselerde insan olduklarından hata yaparlar ve kurallarının dışında davranmak zorunda kalırlar. Bu durumlar, kendilerine şiddetli biçimde kızmalarına ve/veya aşırı kaygı yaşamalarına neden olur.

Kaygılıdırlar: Mükemmeli yakalamak ve hata yapmamak konularındaki aşırı hassasiyetleri gün içinde tedirginlik ve kaygı hallerini çok sık yaşamalarına yol açar. Kendileri ve etrafındakilerle ilgili sürekli tetiktedirler, çünkü kendileri ve başkaları her an hata yapabilirler ve bu onlar için asla olmaması gereken bir durumdur.

Detaycıdırlar ve aşırı mantık yürütürler: Her konu ile ilgili detaylı ve mantıklı açıklamaları vardır. Mantıkları detaylar üzerine kuruludur. Detaylar üzerinde durmayı ve mantık yürütmeyi çok severler; aslında detaylara odaklanmadan ve mantık yürütmeden edemezler. Duygusal meselelere dahi mantıkla yaklaşırlar. Aşırı mantıklı halleri, dışarıdan soğuk ve mesafeli algılanmalarına neden olur. Aslında gerçekte de soğuk ve mesafelidirler. Detaycılıkları, bir iş yaparken ya da bir şeyle uğraşırken çok zaman kaybetmelerine ve bunun sonucu olarak da kaygı ve/veya sinirlilik hali yaşamalarına neden olur.

Belirsizliğe tahammül edemezler: Belirsizliği bir çok kişi sevmez, ancak obsesif-kompulsif kişilik özellikleri olan kimselerde belirsizlik korkunç bir durumdur. Kafalarının içindeki kuralları, hataya karşı aşırı tahammülsüzlükleri aslında belirsizliği ortadan kaldırmak ve belirli, sürpriz olmayan, rutin durumları yaratma çabalarının bir sonucudur.

Ertelemecidirler: İnsan için mükemmellik olamayacağı ve hatalar kaçınılmaz olduğu için, mükemmel olamama ve hata yapma durumlarını kaçınılmaz olarak hayatlarında yaşayan bu kişiler kendileri ile ilgili derin hayal kırıklıkları yaşarlar. Bu hayal kırıklıklarının yarattığı kaygı ve kendine öfkelenme o kadar fazla olur ki, obsesif-kompulsif kişilik özellikleri aşırı uçta olan kişiler kendileri ile ilgili bu hayal kırıklığını yaşamamak için hareket edemez hale gelebilirler ya da yapmaları gereken işleri sürekli erteleyebilirler.  Erteleme hali daha çok yeterince kontrol edemediklerini düşündükleri durumlarda kendini gösterir.

Takıntıları vardır: Bu kişilerde özellikle kontrol takıntılarına çok rastlanır. Yaptıkları şeyin mükemmel ve hatasız olması için defalarca kontrol etmeden duramazlar. Obsesif-kompulsif kişilik özellikleri baskın olan kişilerde başka türde takıntı semptomları da sık sık görülür.

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK TEDAVİSİ
OBSESYON TEDAVİSİ
Yapılan çalışmalarda insan beynindeki mutluluk kimyasallarından biri olan serotonin maddesinin seviyesinin ve etkinliğinin azalması sonrasında takıntı hastalığının (obsesif kompulsif bozukluğu) gelişebildiği tespit edilmiştir. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir, ancak şu an bu verilerden hareketle, serotonin maddesinin etkinliğini artıran ilaçlar tedavide kullanılmaktadır. İlaç-elektroşok-manyetik uyarım tedavisine bilişsel ve davranışçı terapiyöntemleri ilave edildiğinde tedavi şansı % 90’lara çıkmaktadır. Davranışçı tedavilerde de üzerine gitme, dikkati başka yöne çekme, stresle mücadeleyi öğrenme ve “bio-feedback” gibi yöntemler uygulanmaktadır.

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUKTA EMDR
Obsesif kompulsif bozukluğu bulunan kişilerin bir çoğunun geçmiş yaşantılarında travmalarının olduğu görülmektedir. Özellikle suçluluk, günahkarlık, sorumluluk, kirlilik duyguları yaratan travmalar ve taciz durumları obsesif kompulsif tabloya sebep olabilmektedir. Özellikle yıllardır yüksek doz ilaç kullandığı halde iyileşmeyen obsesif kompulsif bozukluk vakalarında travmayı mutlaka düşünmek gerekir. Eğer obsesyonların altında bariz travmalar yatıyorsa EMDR terapisi son derece etkili olmaktadır. EMDR ile obsesyonlara sebep olan travmatik olaylara karşı duyarsızlaştırılma yapıldığında obsesyonların şiddeti azalmakta ve zamanla tamamen ortadan kalkmaktadır. EMDR kognitif ve davranışçı terapilerin metotlarından olan kognitif müdahale ve üzerine gitme (exposure) ile dinamik psikoterapi yaklaşımlarını da kapsamaktadır. Bu açıdan da avantajlı ve hızlı sonuç alınan bir yöntem olarak yüz güldürmektedir.