Dikkat ve Konsantrasyon Sorunları

Dikkat ve Konsantrasyon Sorunları

Dikkat ve Konsantrasyon Sorunları

“Çocuğumun dikkatini bozan şey nedir? Neden konsantre olmakta zorlanıyor?”
Günümüzde her 8 çocuktan 3’ünde belirgin dikkat eksikliği ve odaklanamama sorunu olduğu saptanmıştır. Bu çocukların yetişkinlik dönemlerinde ise dikkat eksikliği sorunlarını 2/3 oranında devam ettiği görülmektedir. Bütün nüfusa bakıldığında dikkat eksikliği görülme oranı % 25 olarak gözlemlenmiştir. Bu veriler ABD’de yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan sonuçlardır. Türkiye’de böyle bir araştırma yoktur, ancak klinik gözlemlerimiz bu sorunun gerçekten de çok yüksek oranlarda olduğunu göstermektedir.

Neredeyse psikolojik sorun yaşayan herkesin çeşitli seviyelerde dikkat ve odaklanma sorunu yaşadığını görürüz. Bunun nedeni, psikolojik sıkıntı yaşayan insanların yaşadıkları duygusal, düşünsel ve bedensel zorlukların kaçınılmaz olarak yaşadıkları süreçlere kendilerini verme seviyelerini düşürmesidir. Bu durum çocuklar için de geçerlidir. Dikkat eksikliği ve konsantre olamama sorununu her insan zaman zaman yaşar.
Derslerinde başarı sağlayamayan veya başarı oranını sürdüremeyen, derse odaklanamayan her öğrencide dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olarak isimlendirilen rahatsızlığın olması şart değildir. İlkel çağlarla hatta 100 yıl öncesi ile karşılaştırıldığında, günümüzde gelişen teknoloji ve imkânlar, modern yaşam tarzı önceki dönemlerden çok daha fazla uyarana maruz kalmamızı ve dolayısıyla çok daha fazla tetikte olmamıza sebebiyet vermiş ve dikkatin daha çabuk ve kolay dağılabilir bir hal almasına neden olmuştur. Beyni etkileyen uyaranlar sadece çevresel unsurlarla sınırlı değildir; içsel uyaranlar da söz konusudur. Psikolojik sorunların ve zor hayat şartlarının getirdiği içsel psikolojik baskıların beyni aşırı uyarmasını da kattığımızda zihnin ana odaklanması iyice zorlaşmaktadır. Beynin bir anda algılayabileceği ve tepki verebileceği uyaran miktarı sınırlıdır. Beynimiz çevresel ve içsel yüzlerce farklı uyarana birden cevap veremediğinden her insan hayatının belli dönemlerinde dikkat eksikliği sorunu yaşayabilmektedir.

Çocuklar açısından baktığımızda, televizyon, bilgisayar oyunları, internet gibi son 40-50 yılın gelişmeleri çocukların beyinlerinin aşırı uyarılmasına neden olmakta ve dikkat eksikliği ve odaklanamama sorunlarının çocuklarda da yüksek oranlarda görülmesine yol açmaktadır. Ebeveynlerin, yaşadıkları güncel sorunları ve psikolojik sıkıntılarını çocuklarına yansıtmaları çocuklarda da psikolojik sorun gelişmesine yol açtığından bu oran çağımızda daha da artmıştır.
“Beynimizde neler oluyor” “Dikkatimizi toplamamızı sağlayan şey nedir?”

Yapılan çalışmalarda beynimizin ön (prefrontal) bölgesinin dikkat toplama, sürdürme ve konsantrasyonu sağlamada rol aldığı bulunmuştur. Beynin ön kısmı dikkat toplama dışında hatırlama, bir görevi tamamlama, plan ve program yapma, uygulama ve hayata geçirme ve bu bilgileri değerlendirme gibi rolleri de üstlenir.

Prefrontal bölge aynı zamanda dikkati sürmede yardımı olacak sabır, kendini kontrol edebilme, sorunları çözme, ayrıntılı düşünebilme, düzenli olma ve empati gibi özellikleri yönetmede de en büyük rolü üstlenir. Dikkat eksikliğinin sebepleri arasında, bu bölgenin çevresel ve içsel faktörlerle aşırı uyarılması neticesinde aşırı duyarlılaşması olduğu düşünülmektedir. Doğum zorluğu, geçirilen havaleler, aşılar, kafa darbeleri, anne sütü alamama gibi faktörler de beynin ön bölgesini büyük ölçüde etkilediğinden dikkat eksikliği ve konsantrasyon bozukluğuna sebebiyet verebilmektedir.
“Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu” Nedir?

“Benim çocuğum hiç yerinde durmuyor…
 Çocuğum hiç susmuyor, oradan oraya zıplıyor…
Konuşurken konudan konuya atlıyor, bir türlü bir şeye dikkatini veremiyor”
Bu şikayetleri ebeveynlerden sıkça duyarız. Bir çocuğun dikkat ve odaklanma sorunu olabilir, ancak bu durum çocukta Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu oldukça dikkatli konulması gereken bir tanıdır.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocukluk çağında en sık görülen hastalıklardan biridir. Bu oran %3-5 civarındadır. ‘Dikkat eksikliği’ ve ‘hiperaktivite bozukluğu’ beraber görülebilmekle birlikte bir çocukta sadece bir tanesi de görülebilir. Yapılan araştırmalara göre kızlarda daha çok dikkat eksikliği, erkeklerde ise hiperaktivite olduğu bulunmuştur.
Bu hastalığın nedenleri arasında doğumda veya bebeklikte geçirilen özellikle baş bölgesi travmaları, ailede bu hastalığı taşıyan bireylerin bulunması ve bunların sonucu olarak beyinde bazı kimyasalların bozulması veya doğru işleyememesi yer alır. Çocukta en belirgin özellikler 3 yaşından sonra ortaya çıkmaya başlar. Bu sorun genellikle ilk önce çocuğun okula başlaması ile beraber okuldaki başarısı ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde kendini belli eder. Okulla birlikte sosyalleşen çocuk ister istemez iletişim ve derslerde performans sorunu yaşayacağından, bu sorun önceden de var olmasına rağmen daha çok okula başladıktan sonra fark edilir.
Bazı çocuklarda ise daha bebekken yeme ve uyku bozuklukları görülebilir.
“Çocuğumda bu bozukluğun olduğunu nasıl anlarım?”

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuklar belirgin özellikler gösterirler. ‘Dikkat eksikliği’ olan çocuklar sürekli hayal kurma eğilimindedirler, kendilerini yaptıkları işe veya oyuna vermekte zorlanırlar, sosyal ilişkilerde sorunlar yaşarlar, dikkatsizce hatalar yaparlar, başladıkları işi bitirmekte zorlanırlar, birisi konuşurken genellikle dinlemiyormuş gibi görünürler, sürekli eşyalarını kaybederler, gün içinde sürekli unutkanlık yaşarlar.
‘Hiperaktivite bozukluğuna’ sahip çocuklar koordinasyon güçlükleri yaşarlar, yerlerinde duramazlar, sağa sola sebepsiz yere koştururlar, konuşurken aynı konu içerisinde kalmakta zorlanırlar, çok soru sorarlar, saldırgan davranışlarda bulunurlar, sosyal ilişkilerinde güçlük çekerler, sürekli dağınıktırlar.
Daha önce de belirtildiği gibi bazı çocuklar bu iki sorundan sadece bir tanesini yaşarken bazı çocuklarda ikisi bir arada belirebilir.
“Bu tip sorunlar her çocukta vardır, anormal olan ne?”

Çocuklar doğaları gereği her şeyi merak eder, tonlarca sorular sorar, dağıtır, koşturur, zarar verirler. Her yaştaki çocuk bu tip özellikleri belirli oranlarda sergilerler. Bir çocuğa dikkat eksikliği ve hiperaktivite tanısı konulması için bu tip özelliklerin ciddi boyutlarda hem aileyi, hem çocuğun günlük faaliyetlerini, hem de okul hayatını etkilemesi gerekir. Eğer sürekli öğretmenlerden şikayet geliyorsa, ev içinde sürekli problem yaşıyorsanız, arkadaşların velileri sürekli sizi arayıp çocuğunuzdan yakınıyorsa mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.
Tedavi ve Çözüm Yolları

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinde psikiyatri uzmanı, uzman psikolog, anne- baba ve öğretmen bir arada çalışmalıdır. Bu sorun her ne kadar daha çok genetik ve beynin kimyasal yapısından kaynaklansa da çevresel faktörler de çok büyük etkide bulunurlar. Ev içinde yaşanan sorunlar, okulda karşılaşılan problemler de bu hastalığın ilerlemesine veya başlangıcına sebebiyet verebilir. Böyle bir durumda çocuğun her alanda gidişatını izlemek adına veliler, uzman ve öğretmen bir arada çalışmalıdır. Bazı çocuklarda beyindeki kimyasalları düzenlemek adına ilaç tedavisi uygulanabilmektedir.

Bu bozukluğun genetik mi yoksa çevresel faktörlerin olumsuz etkilemesi sonucu mu oluştuğu ile ilgili farklı görüşler vardır. Klinik gözlemler, bu tanıyı almış çocukların ebeveynlerinin ikiye ayrıldığını göstermektedir; çocuklarını doğumdan itibaren ‘zor’ çocuklar olarak tanımlayanlar ve doğumdan sonra bir yaşa kadar çocuklarıyla ilgili anormal bir şey yaşamadıklarını ifade edenler.

Neden her ne olursa olsun bu çocuklarla yaptığımız çalışmalarda travmatik yaşantılar olduğunu sıklıkla görürüz ve bunları psikoterapide çalışmak gerekir. Bu durum, genetik unsuru saf dışı bırakmaz çünkü doğumundan itibaren bu sorun genetik faktör nedeniyle yaşanıyor olsa bile bu çocukların travmatik yaşantılara maruz kalma ihtimali daha yüksektir. Bunun nedeni, bu çocuklar baş etmesi ve kontrolü zor çocuklar olduğundan, ebeveynleri ve çocuğun çevresindeki diğer kişiler tarafından olumsuz yaklaşımlara ve tutumlara maruz kalma ihtimalinin yüksek olmasıdır. Başka bir deyişle, bu bozukluğun nedeninin genetik olması, çevresel etkinin hastalığa katkısının olmadığı anlamına gelmez. Bu çocuklar, hastalığın kendini göstermesi doğumdan hemen sonra ya da daha sonra olsun, davranışları nedeniyle çevresel olumsuzlukları çekerler.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarla yapılan psikoterapi çalışması kendine özgüdür ve birçok unsuru bir arada bulundurmak gerekir. Çocuğun iletişim becerisini arttırmak, davranış repertuarını genişletmek için yapılan çalışmalar tek başına yetersiz kalmaktadır. Diğer taraftan, bu çocuklarda sadece travma çalışması yapılması da yetersizdir, çünkü iletişim ve davranış sorunları olduğundan, bu konuların da travma çalışması dışında mutlaka çalışılması gerekir..

  • Dikkati Sürdürme Testi

Temel olarak monoton uyaran durumlarında dikkati belli bir seviyede tutabilme becerisini ölçer. Ara sıra gelen uyarana tepki vermeye hazır olma durumunu anlatır. Bu da uyaran eksikliği olan gözlemlemleme durumlarında sürekli tetikte olmayı gerektirir.

  • Seçici Dikkat Testi

Dikkat, içsel düşünce ve algılama süreçlerinin çevredeki mevcut uyaranlardan sadece küçük bir bölümü ya da parçası üzerine yönlendirilme becerisini ölçer. Dikkatin yöneltilmesini gerektiren görevler, dikkatin herhangi bir objenin veya olayın bir detayına veya belirli bir bölümüne daha fazla yönlendirilmesi ve kişinin konsantrasyonunun artması ile gerçekleştirilir. Bu tets için değerlendirme ölçütleri performans kalitesi, hızı ve peformanstaki tutarlılıktır.

  • Sürekli Dikkat ve Konsantrasyon Testi

Dikkat, peformansın kalitesi, hızı ve tutatrlılığı ile operasyonel olarak tanımlanmaktadır. Burda, üzerinde çalışılan görev ya da probleme kişinin dikkatini ne düzeyde yönlendirdiği ölçülür ve kişinin benzer ortamlarda da ne hızda, kalitede ve tutarlılıkta çalışacağına dair bilgi sağlar.

  • Duyu-Motor Koordinasyon Testi

Psiko-motor beceriyi ölçen bir testtir. Bu test ile göz-el, göz-ayak ve/veya göz-el-ayak koordinasyonu değerlendirilir.

  • Uzaysal Algı Testi

Uzaysal algılama zekanın öncül boyutunu temsil etmektedir. Bu test adayların mantıksal olarak uzaysal şekilleri algılayabilme ve uzaysal durumların biçimini değiştirebilme, dönüştürebilme becerilerini ölçmek amacıyla dizayn edilmiştir.

  • Yoğun Uyaran Akışı ve Stres Altında Tepki Hızı/Kalitesi Testi

Birden fazla uyarana aynı anda tepki verilerek psikomotor becerileri ölçen bir testtir.

  • Eş Zamanlılık Becerisi & Stres Toleransı Testi

Bu test ile eşzamanlılık kapasitesi ve stres toleransı ölçülür. Eş zamanlılık kapasitesi bilişsellik gerektiren sorunların çözümü ile uğraşırken aynı zamanda rutin işleri de yapabilme becerisidir. Stres toleransıysa kişinin normal ve stresli durumlardaki sorunları çözebilme ve işleri tamamlayabilmesindeki değişikliğin ölçülmesidir.

  • Görsel Hafıza Testi

Bu test ile kişinin kısa süreli hafızası ölçülmektedir.
Çocuklarda Derslere Odaklanamama Sorunu

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu söz konusu olmadığında da çocuklar belirli alanlarda odaklanma sorunu yaşayabilirler. Bunlardan en çok karşımıza çıkanı ders dinleme ve özellikle de ders çalışma ile ilgili olan odaklanma sorunudur.
Ders çalışma konusunda çocuğun zihninde oluşmuş olan kalıplaşmış otomatik düşünceler:
-Çalışmak kadar zor ve sıkıcı bir faaliyet yok.
-Çalışsam da başarılı olamayacağım.
-Kafam rahat olmadan çalışırsam hiçbir işe yaramaz.
-Sıkılarak ders çalışılmaz.
-Ders çalışabilmem için tam konsantre olmalıyım.
-Okuduğumu bir defada anlamalıyım.
-Ders çalışırken kafam başka yerlere kayıyor, bu yüzden çalışamıyorum.
Bu tip düşünceler ders çalışmayı imkansız veya çok zor hale getirir. Çocuklar bu tür otomatik düşüncelerin farkında olabilir ancak genellikle farkında olmazlar. Bu tür düşüncelerin içeriğine baktığımızda tamamen gerçek dışı beklentilerden ve varsayımlardan oluştuğunu görürüz. Çocuk, ders çalışırken sıkılmaması, tam konsantre olması, okuduğunu tamamen anlaması ve aklında tutması gerektiği gibi gerçek hayatta bir insandan beklenemeyecek varsayımlar içine girer ve bu tür beklentileri kendinden bekler. Hiçbir zaman bu beklentiler karşılanamayacağı için çocuk sürekli hayal kırıklığına uğrar, kendini başarısız hisseder, suçlar ve en sonunda da ders çalışmayı bırakır ya da birkaç dakikadan fazla ders masasının başında oturamaz hale gelir. Bu otomatikleşmiş ve kalıplaşmış beklentiler hiçbir zaman karşılanamaz, çünkü ders çalışırken sıkılmak, konsantrasyonunun belli aralıklarla bozulması, akla başka düşüncelerin gelmesi, okuduğu veya dinlediği şeyleri tamamen aklında tutamayacak olması her çocuk için kaçınılmaz durumlardır.

Bazı durumlarda ebeveynlerin de bu yanlış ve gerçekleşemeyecek beklentiler içine girdiğini görürüz. Böyle olduğunda sorun daha da büyür. Çocukta suçluluk, öfke, kendine güven düşüklüğü gibi sorunlar ortaya çıkar.
“Benim çocuğumda dikkat eksikliği var” şeklinde bir şikayetle gelindiğinde büyük çoğunlukla sorunun ‘dikkat eksikliği ya da hiperaktivite bozukluğu’ ile ilgili olmadığını görürüz. Çoğu zaman bu söyleme çocuğun kendisinin de inandığını görürüz; çocuk da “bende konsantrasyon sorunu var” der. Bu durumu hep var olmuş ve geçmeyecek bir durummuş gibi algılarlar.

Derse odaklanamama sorunu çoğu zaman aslında çocukların kendilerinden ve/veya ebeveynlerin çocuklarından gerçekleşemeyecek bir performansı beklemeleri sorunudur. Bu beklentiler içine giren ya da sokulan çocuk kaçınılmaz olarak başarısız ve yetersiz hisseder. Başarısızlık ve yetersizlik hissi zaman geçtikçe katlanarak artabilir ve çocuk depresif semptomlar gösterebilir ya da bir süre sonra derslere ilgisizliğe, ders çalışmayı kesmeye ya da okula gitmek istememeye dönüşebilir. Bütün bunların sonucu olarak çocuk gerçekten de derse konsantre olamaz, ancak bu sorunun adı “dikkat eksikliği” ya da “konsantrasyon bozukluğu” değildir.

Bu tür durumlarda ebeveynlerle ve çocukla, beklentileri gerçekçi düzeye çekme doğrultusunda çalışmak gerekir. Ders çalışırken sıkılmak, aklın başka yerlere gitmesi, ilk okunan her şeyi ya da yüzde 90’ını aklımızda tutamamak tamamen normal durumlardır.

Bazı durumlarda çocuk psikolojik bir sorun yaşıyor olup bu nedenden dolayı derslerine odaklanmakta güçlük çeker. Bu tür odaklanamama durumlarına farklı şekilde yaklaşmak gerekir. Psikolojik sıkıntının etkisi ve bu sıkıntının bir sonucu olarak kendinden yukarıda bahsettiğimiz şekilde olamayacak beklentiler içine girme durumunun olumsuz etkisi birleşir ve çocuk ders çalışamaz hale gelir. Bu durum söz konusu olduğunda öncelikle psikolojik sorunun kendisi üzerinde bireysel çalışma yapılır, bu süreçte belirli bir ilerleme kaydettikten sonra gerçekdışı beklentilerin üzerinde çalışmaya başlanır.
Performans Sorunlarının Tedavisi:
Tearpide çocuğun aklındaki olumsuz inançlarla çalışılması, gerçekçi beklentilerin geliştirilmesinin yanı sıra EMDR yöntemi ilede geçmiş başarısızlıkların olumsuz etkilerine duyarsızlaşılarak, yeni öğrenmelerin zihnen planlanması mümkündür.

Etiketler:Dikkat Ve Konsantrasyon Sorunları, Konsantrasyon Testi, Konsantrasyon Bozukluğu, Konsantrasyon Eksikliği, Konsantrasyon Nedir, Dikkat Eksikliği, Konsantrasyon Tedavisi, hiperaktivite dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, hiperaktivite tedavisi, hiperaktivite nedir, hiperaktivite belirtileri, hiperaktivite testi,