İstismar ve Travma

Cinsel istismara en çok maruz kalan taraf kız çocukları olmaktadır. Erkek çocuklar da, seyrek olsa dahi cinsel tacize uğramaktadır.
16 Mart 2015

Alt Başlıklar

Cinsel İstismar

Cinsel istismar genel tanımıyla bir kişinin kendi isteği dışında cinsel eyleme maruz kalmasıdır. Cinsel istismara en çok maruz kalan taraf kız çocukları olmaktadır. Erkek çocuklar da, seyrek olsa dahi cinsel tacize uğramaktadır. Ergenler ve yetişkinlerde de cinsel istismar olayları sıklıkla görülmektedir. Bu iki yaş grubunda istismar edenlerin büyük çoğunluğu erkeklerdir. Genel olarak değerlendirdiğimizde cinsel tacize maruz kaldığı halde bu durumun bilinmeme oranı son derece yüksektir. Bu durum özellikle çocukların maruz kaldığı cinsel tacizler için çok daha fazla geçerlidir. Küçük çocuklarda en çok görülen istismar şekli karşı cinsten bir ergen ya da erişkin tarafından cinsel tacize uğramaktır.

Cinsel taciz, cinsel ilişki ve/veya cinsellikle ilgili çeşitli imalarda bulunmak, çeşitli şekillerde cinsel amaçlı fiziksel temas sağlamak, cinsel amaçla bedenin çeşitli bölgelerine ve/veya cinsel bölgelere dokunmak ve cinsel ilişkiye girmeye teşebbüs etmek gibi farklı biçimlerde görülür. Ergenlerde ve özelliklede çocuklarda cinsellik ile ilgili zihinsel ve fiziksel/hormonal alt yapı henüz oluşmamış olduğu için bir erişkin tarafından yapılan her türlü cinsel yaklaşım bir ruhsal ve bedensel ihlaldir ve mutlaka şiddetli bir psikolojik travma yaratır. Bu etki hemen ortaya çıkabileceği gibi ilerleyen günlerde ya da yıllarda da kendini gösterebilir. Çocuk kendisine yapılanı başlangıçta bir oyunun parçası gibi algılamış olsa dahi yaşı ilerledikçe maruz kaldığı durumun psikolojik ve fiziksel bir sınır ihlali olduğunu hisseder ve farkına varır. Bu farkına varma hali sonradan oluşan bir travma yaratır. Diğer bir deyişle, yaşanmış anormal bir olay kişiyi sonradan travmatize etmiş olur.

Bütün bunlardan anlaşılabileceği gibi çocukların maruz kaldığı cinsel taciz durumlarında her zaman için çocuğun isteği dışında olan bir hal söz konusudur; zaten bunun aksinin olması söz konusu olamaz.  Çocuk, erişkin cinselliğinin ne olduğunu bilmediğinden maruz kaldığı her türlü cinsel yaklaşımın travmatik etkisini, farkındalığı geliştikçe mutlaka yaşayacaktır. Burada bahsedilen fakındalık, yaşamış olduğu olayın normal dışı olduğunu hissetme düzeyi ile ilgilidir. Bu farkındalık ve hissetme hali sadece cinsellikle ilgili bilginin artması ile bağlantılı değildir. Bir çocuk çok küçük bir yaşta cinsel tacize maruz kalsa da anormal bir durum olduğunu bilinç düzeyinde olmasa dahi hisseder. Zaman ilerledikçe yaşananın anormal bir şey olduğu ile ilgili bilinç ve farkındalık düzeyi artar ve travmatize olma derecesi yükselir.
Aynı yaşta ya da yakın yaşlardaki çocukların cinsel içerikli oyunlar oynama durumları taciz olarak isimlendirilemez. Ancak, özellikle çocuk cinselliğin kötü bir şey olduğunu algılamışsa ya da bu durum çocuğa empoze edilmişse çocukta suçluluk duygusu gelişir ve çocuk travmatize olabilir. Suçluluk duygusu yaratan ve travmatize edici daha problemli bir diğer durum ise, çocuğun, hemcinsi ya da karşı cinsi ile cinsel içerikli bir oyun oynarken ya da meraklı bir şekilde çocuklar birbirlerinin bedenlerini keşfetmeye çalışırken bunun erişkinler tarafından fark edilmesi ve gizli ya da açık bir şekilde ayıplanmasıdır. Çocuğun açık bir şekilde ayıplanması ve bu konuda sanki bir erişkinmiş gibi eleştirilmesi çocuğa en büyük zarar veren durumdur. Bu durumda kişinin geliştireceği psikolojik sorunların şiddeti artacaktır. Yoğun suçluluk duyguları oluşur ve gerek çocukluk döneminde gerek ilerleyen dönemlerde mutlaka takıntı, depresyon, kaygı bozuklukları gibi psikolojik sorunlar şiddetli bir biçimde kendini gösterir.
En büyük duygusal hasara yol açan durum çocuğun cinsel tacize güvendiği biri tarafından maruz kalmasıdır. Çocukta ciddi suçluluk ve güven sorunları oluşur. Bu sorunlar yaş ilerledikçe daha da artma eğilimi gösterir. Aile içinde yaşanan cinsel taciz durumları ensest olarak isimlendirilir ve en uç duygusal zarar yaratanlar bu durumlardır.

Aile içi cinsel istismar durumlarında, kurbanın yaşadığı fiziksel ve ruhsal tahribat derinleşmekte ve bu istismarın fark edilmesi, engellenmesi daha uzun süre alabilmektedir. Bu durum kurbanın tahribatını derinleştirmektedir, özellikle de sürekli tekrarlanan bir istismar durumunun söz konusu olduğu koşullarda kurban büyük duygusal zararlar görmekte ve bu durum, psikoterapide bu travmalar çalışılmazsa kişiyi hayatı boyunca etkilemektedir. Cinsel istismar cinsel şiddetin bir parçasıdır; göz işaretleriyle yapılanlardan tecavüze kadar uzanan geniş bir yelpazede cinsel istismar durumları söz konusu olabilmektedir.

Cinsel tacizler her toplumda ve kültürde karşılaşılan bir durumdur. Bu durumla baş etme konusunda toplumsal, ailevi ve bireysel birçok zorlukla karşılaşılır. Özellikle kapalı toplumlarda, eğitimin ve kişisel hakların gelişmediği yerlerde hem istismarın meydana gelmesi daha gizli/kapaklı olmakta hem de bunun açığa çıkarılması, engellenmesi, mağdurlara gerekli desteğin sağlanması konularında ciddi sorunlar yaşanmaktadır.
Çocukluklarında cinsel tacize maruz kalan kişilerde hemen ya da ilerleyen zamanlarda farklı şiddetlerde ve şekillerde olan psikolojik sorunlar mutlaka ortaya çıkmaktadır. Bu kesinliğin nedeni hiçbir çocuğun ve ergenin bu şiddetteki bir travmayla baş etmek için yeterli zihinsel gücünün olmamasıdır. Yaşadıkları istismarın türüne göre travmatik etkinin derecesi ve oluşan psikolojik sorunun şekli ve kişiyi etkileme seviyesi değişse de psikolojik problem oluşma durumu kaçınılmazdır. Depresyon, cinsel içerikli takıntılar, diğer takıntılar, kaygı bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, karşı cinse güvensizlik, karşı cinsle iletişim sorunları, bağlanma sorunları, karşı cinsten tamamen uzak durma ve/veya duygusal his yaşayamama, eşcinsel yönelimler, genel güvensizlik hissi, cinsel isteksizlik, rastgele cinsellik yaşama, panik bozukluk, iletişim sorunları gibi psikolojik problemler yaşanan travmatik etkinin seviyesine göre farklı yoğunluklarda kendini gösterir. Yoğun travmatik etki oluştuysa psikolojik problemin yaşanması daha sürekli ve yoğun olur ve birçok psikolojik problem bir kişide aynı anda görülür.

Çocukların yaşları icabı oluşan cinsel merakları, onları birbirlerini cinsel anlamda incelemeye itmekte ve bu da oynadıkları bazı oyunlarda ifade bulmaktadır. Cinsel kimliğini yeni yeni tanımaya başlayan ve hem karşı cinsi hem de kendi cinsini öğrenme konusunda meraklı olan çocuklar, kendi aralarında cinsel içerikli oyunlar oynayabilirler. Çoğunlukla “evcilik” adı altında olan bu oyunlarda, ebeveynlerin rolleri taklit edilir ya da bu roller oyuncaklarla oynattırılır. Meraktan kaynaklanan cinsel bölgeleri birbirlerine göstermeleri, birbirlerinin cinsel bölgelerine dokunmaları gibi durumları da kapsayan bu eylemleri cinsel istismar olarak değerlendirmek son derece sakıncalıdır. Çünkü cinsel istismara sebep olan şey oyunun içeriği değil, ebeveynlerin bu oyunlara şahit olduklarında ortaya koydukları cezalandırıcı, ayıplayıcı tutumlardır. Cinselliğin tabu olduğu ve ayıp sayıldığı ailelerde bu tür oyunlara verilen tepkiler, o kişinin yetişkinlikte cinsellikten suçluluk duyması sonucunu verecek ve dolayısıyla ileriki yaşantısını etkileyecektir.

Cinsel istismar erişkinlik sınırında olan ergen erkekler veya kızlar ile yetişkin erkekler veya kadınlar tarafından, kız ve erkek çocuklara yönelik olarak gerçekleşir. Cinsel merak ve arzunun yüksek düzeyde bulunduğu ergenlik döneminde erkek ve kız ergen belirli cinsel eylemleri yapma konusunda karşı cinsi ya da hemcinsini yönlendirebilir ya da baskı yapabilir. Çocuk bu baskıya karşı koyamayabilir ya da bunu bir oyun zannettiği için bu eyleme katılabilir. Çocuk zorlanarak bu duruma maruz kaldıysa, travmatik etkilenmenin derecesi genellikle daha yüksek olur; çünkü çocuk istemediği bir şeye zorlanmaktadır. İstismarı yaşama şekli ikinci duruma daha yakın olsa da, yani çocuk oyun zannettiği için ya da ne olacağını merak ettiği için yönlendirildiği eyleme uyum gösterdiğinde de ileriki yaşlarda travmatik etkilenme olma ihtimali çok yüksektir. Bu tür eylemelerin, tarafların ikisi de çocuk olsa dahi, özellikle iki çocuk arasındaki yaş farkı çok olduğunda, travmatik etki bırakma dereceleri artar.

Sonuçları itibariyle bir çocuğu ya da genci en çok sıkıntıya sokan, her açıdan çok trajik olan cinsel istismarlar, özellikle tanıdık ve hatta o güne kadar kendisine güvenilen bir yetişkin tarafından gerçekleştirildiğinde mağdur üzerinde son derece büyük tesirler oluşturmaktadır.  Bu noktada çocuğun yaşadığı tacizi ailesi ile paylaşması ve ailenin de çocuğu için psikolojik yardım alması olaydan travmatik etkilenme derecesini azaltır ancak etkinin hepsini bertaraf edemez. Bu konuda profesyonel destek almak, çocuğun hem o dönemki hem de gelecekteki hayatı için son derece önemlidir. Ancak bazen aileler, çevre baskısı sebebiyle ya da çocuklarına inanmadıkları için olayın üstünü örtmektedirler. Yaşananlar nedeniyle ağır bir tepkiyle ya da tepkisizlikle karşılaşan çocuk, yaşadığı olayın travmasını yaşamakla kalmaz, en güvendiği kişiler olan ailesi tarafından da yalnız bırakılmış olur. Böyle bir durumda en ağır psikolojik etkilenme oluşur. Sonuçta zincirleme bir travma reaksiyonu oluşmuştur. Bu tepkiler neticesinde yaşadıklarından kendini sorumlu tutan çocuk, diğer yandan da farkında olarak ya da olmadan ebeveynlerine karşı büyük bir öfke hissetmeye başlar. Genellikle istismar konusu gündeme hiç gelmez ama aşırı boyutlarda olan güvensizlik ve ters istikamette gelişen suçluluk mevzuları nedeniyle aile içinde büyük çatışmalar ve iletişim bozukluklarının ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bu sorunlar şiddetli tartışmalar ve davranış sorunları şeklinde olabileceği gibi çocuğun içe kapanması ve iletişim kurulamaması şeklinde de kendini gösterebilir. Hangi şekilde olursa olsun kendini yalnız ve desteksiz hisseden çocuk, tekrar tekrar travmatize olur.

Ancak çocuk ya da ergenin yaşadığı en kötü senaryo, karşılaştığı cinsel istismarın hasıraltı edilmesi ya da ebeveyninin kendisine inanmamasından kaynaklanan tutum değişiklikleridir. Benzer bir olayı tekrar yaşayabileceği ima edilircesine yasaklamalar konması, cinsel gelişimini yansıtan doğal davranış ve tutumlarından dolayı eleştirilmesi en sık karşılaştığımız yanlış anne baba tutumlarıdır. Sonuçta bu davranışlar, gencin suçluluk ve öfkesini çok daha sağlıksız boyutlara taşıyacaktır.
Tedavi

Cinsel tacize maruz kalan kişilerin yaşadıkları travmatik etki ve bunun sonucunda gelişen psikolojik sorunlar psikolojik travma modeline dayalı psikoterapi yöntemleri ile ortadan kaldırılabilmektedir. Cinsel taciz mağdurlarının, yaşadıkları psikolojik problemlerden kurtulabilmeleri için mutlaka profesyonel yardım almaları gerekir. Yaşanan cinsel taciz ile ilgili travma çalışması yapılmalıdır. Tacize maruz kalan kişilerle çalışma konusunda uzman ve deneyim sahibi olmak bu kişilerin sorunlarını anlama, müdahale etme ve çözme anlamında elzemdir. Bu vasıflara sahip bir uzman yönetiminde yapılacak psikoterapi çalışması ile travmatik etki ve sonucunda oluşan psikolojik problemler kademe kademe azaltılır ve ortadan kaldırılır. EMDR yöntemi, yapılacak psikoterapinin içinde uygun bir şekilde kullanıldığında oldukça hızlı ve etkin sonuçlara ulaşılmaktadır. Tacize uğrama yaşı, yaşanan travmatik etkinin seviyesi, cinsel tacize maruz kalma sayısı, tacizin kimin tarafından yapıldığı ve taciz sonucunda oluşan psikolojik problemlerin ne kadar süredir devam ediyor olduğu gibi kriterler psikoterapi çalışmasının ne kadar süreceğini belirler

Fiziksel Şiddet
Fiziksel şiddet ya da istismar aile içinde yaşanan ve çocuğu derinden etkileme potansiyeline sahip bir  travma türüdür. Pek çok şekli olabilir ve genellikle çocuğu uygun olmayan bir davranışı yüzünden cezalandırmak şeklinde ebeveynler tarafından mantıksallaştırılır. Ceza fiziksel bir tacizi içerdiğinden çocuğun fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eder niteliktedir ve travma yaratma potansiyeli son derece yüksektir. Çocuğun, yaptığı davranış ile ceza arasında bir ilişki kuramaması, bir ilişki kursa dahi verilen cezanın orantısız şiddette olması, uygulanan şiddetin aşağılayıcı unsurlar içermesi gibi durumlar fiziksel şiddete uğrayan çocuğun bu olayı travmatik olarak yaşama riskini artırmaktadır.

Aile dışında olan ama çocuk ya da ergeni gözlemleme fırsatı olan kimselerin, kafalarında fiziksel istismarın varlığı ile ilgili soru işareti uyandıracak bazı ipuçlarından bahsedilebilir. Nedeni çocuk tarafından ifade edilmeyen ya da çocuğun çevresindeki insanlar tarafından açıklanamayan fiziksel yaralanmaların olması, çocuk ve ebeveynlerin çocuğun nasıl yaralandığı ile ilgili farklı açıklamalarının olması, çocuğun kendi kendini yaraladığının söylemesi, ebeveynlerin yaralanma için tedavi arayışında gecikmeleri, çocuğun tekrarlanan biçimde yaralanması bu ipuçlarından bazılarıdır.

Aile içinde şiddete maruz kalan çocukların okul ortamında verdikleri tipik tepkiler saldırgan davranışlar, bir grup oluşturup yaşıtları ya da küçük çocuklara fiziksel şiddet uygulama, sınıfta aşırı ölçüde yerinde duramama ve sakin olamama gibi hallerdir. Ters istikamette, içe kapanma ve hiç arkadaş edinememe gibi durumlar da çocuğun aile içinde şiddet gördüğüne işaret edebilir. Çocuğun arkadaşları ya da öğretmenleri ile olan olağan iletişim şeklinin bozulması ya da durması, okulda günlük ya da haftalık huy değişikliklerinin gözlenmesi de aile içi şiddet olduğundan şüphelenilmesi gereken durumlardır.

Çocuklar okulda da yaşıtları, büyük çocuklar ve öğretmenleri tarafından fiziksel şiddete maruz kalmaktadırlar. Çocuğun okulda ve/veya evi dışındaki diğer ortamlarda fiziksel şiddete maruz kaldığının farkına varılmasını hususunda genellikle görülen bazı göstergeler mevcuttur. Çocuğun evde ve diğer ortamlarda sessizleşmesi, içine kapanması ya da aşırı sinirli ve saldırgan davranışlar göstermesi, korkular geliştirmesi bu göstergelerin bazılarıdır.

Aile içinde yaşanan şiddette olduğu gibi okulda ve diğer çevrelerde yaşanan şiddet durumlarında da olaylar genelde gizli kalmaktadır. Bunun sonucunda çocuklar şiddete maruz kalmaya devam etmekte ve şiddet yaşadığı dönemde ve erişkin hayatında kaçınılmaz bir biçimde psikolojik sorunlar yaşamaya mahkum olmaktadırlar.

Duygusal İstismar

Çocuk ya da ergenin duygusal güvenlik hissini ve varlığını tehdit eden türden ebeveyn tutum ve davranışlarının geneli duygusal istismardır. Bu istismar türü birçok şekilde olabilir. En ağır formu diğer istismar şekilleriyle beraber yaşanan duygusal travmalardır. Örneğin, ensest ve/veya fiziksel istismara maruz kalan bir çocuğun aynı zamanda son derece şiddetli bir duygusal travma da yaşaması kaçınılmazdır.

Çocuğun gereksiz yere cezalandırılması, ceza ile cezanın nedeninin ilişkisiz olması, çocuğun yaptığı davranışından dolayı küçük düşürülmesi, aşağılanması, utandırılması, çocuktan yaşına uygun olmayan beklentilere girilmesi ve bu beklentileri karşılayamadığında duygu sömürüsü yapılması gibi birçok durum ve davranış duygusal istismar sınıfına girer.

Çoğu zaman ebeveynler tarafında fark edilmeyen ancak çocuk ya da ergenin duygusal istismar biçiminde yaşadığı durumlar olabilmektedir. Ebeveynler duygusal istismar yapıyor olduklarının farkında olmaları bir yana çocukları için doğru olanı yaptıklarını düşündükleri durumlara çok rastlarız. Örneğin, kızına eşiyle yaşadığı sorunların hepsini anlatan ve ona fikrini soran bir anne kızı ile arkadaş gibi olduklarını düşünebilir ve bundan gurur bile duyabilir. Ancak kızına sahip olmaması gereken bir rol verdiğinin, kızına ağır bir sorumluluk yüklediğinin ve kızının ileriki hayatında suçluluk psikolojisine sahip bir birey olmasına ciddi bir katkıda bulunduğunun farkında değildir. Oğlunun hatalarını başkalarının yanında anlatan bir ebeveyn çok iyi bir gözlemci ve eleştirileri ile yapıcı bir ebeveyn olduğunu düşünüyor olabilir ama çocuğunun utanmasına ve aşağılanmış hissetmesine yol açarak aslında onu duygusal olarak istismar ediyordur. Bu ebeveyn, çocuğunun ilerili yaşantısında sosyal kaygı ve kendine güven düşüklüğü gibi sorunların oluşmasına ne ölçüde katkı yaptığını fark etmez.

İhmal, ebeveynlerin çok az fark ettiği ancak etkisi en şiddetli olan duygusal istismar şeklidir. Ebeveynlerin, “biz çocuğumuza her imkanı sağlıyoruz”, “çocuğumuzu en iyi okullara gönderdik”, “cebinden harçlığını eksik etmedik”, “arkadaşları pazardan giyinirken biz maddi durumumuz kötü olsa da kızımızın marka giymesini sağladık” gibi söylemler ebeveynlerin çocuklarıyla olan ilişkilerinde duygusal yakınlığı ihmal ettiklerine işaret eder. Çocuklarını duygusal olarak ihmal eden ebeveynler çocukları ile yeterli miktarda kaliteli vakit geçirmezler; sözel diyaloğa ancak gerekli gördükleri ya da olumsuz bir davranışına müdahale etmeleri gerektiğinde başvururlar, fiziksel temas pek kurmazlar, çocuklarıyla yeterli derecede birebir vakit geçirmezler, oyun oynamazlar. Duygusal ihmalin çocuğu ileriki hayatına bedeli çok ağır olmaktadır; çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde çeşitli psikolojik sorunlar şiddetli bir şekilde gündeme gelir.

İhmal

Çocukların aile içinde yaşadıkları en büyük sorunlardan biri de ebeveynler veya çocuğa bakan kimseler tarafından ihmale uğramalarıdır. Yapılan araştırmalara göre, Amerika’ da 2005 yılında 899,000 çocuğun ihmale maruz kaldığı saptanmıştır.
İhmal Nedir?

İhmal, çocuğa bakan kimselerin çocuğun gerekli ihtiyaçlarını karşılamada veya yaşına uygun ihtiyaçlarını karşılamada finansal desteği olmasına ve karşılayabilecek kapasitesi olmasına rağmen yanlış muamelede bulunması olarak açıklanır. İhmal genellikle, süre gelen yetersiz ilgi/ bakım ve çocukla olan iletişim azlığı olarak tanımlanır. Çocuğun istismar ve ihmali genellikle komşular, gündüz bakım evi personelleri, bakıcılar ve akrabalar tarafından fark edilir. Çocuk okul yaşında ise, sınıf öğretmeni bir çocuğun ihmale uğradığını genellikle temizliğine dikkat etmemesinden, düşük kilosundan veya kilo kaybından, medikal bakımının azlığından, okula olan devamsızlığından anlar.

Çocuk yaşamı boyunca birçok ihmal türü ile karşı karşıya kalabilir.

Fiziksel ihmal; çocuğun yemek, giyim ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması ile ortaya çıkan durumdur. Bu tür ihtiyaçların karşılanmaması çocuğun fiziksel sağlığının, iyi durumunun, psikolojik gelişiminin yeterli olmamasına sebep olur. Fiziksel olarak ihmal edilen çocuk fiziksel olarak ciddi hastalıklara yakalanabilir, psikolojik olarak ise hayat boyu düşük öz- saygı geliştirebilir.

Duygusal, psikolojik ihmal; çocuğun önünde ebeveynlerin tartışması, çocuğun alkol ve madde kullanımına izin, psikolojik açıdan ilgi eksikliği, sözel olarak aşağılama, şiddete eğilim gibi durumlarda ortaya çıkar. Bazı ailelerde ebeveynler kendi aralarındaki çatışmaları çözümleyemediklerinden çocuklarının sorunlarını ya görmezden gelirler ya da kendi sorunları ile çok meşgul olduklarından fark edemezler. Böyle durumlarda çocuk baş edemeyeceği zorluklarla baş başa bırakılır. Çocuk, aileye olan güven duygusunu kaybeder ve psikolojik sorunlar yaşayabilir.

Medikal ihmal; çocuğa gerekli olan sağlık hizmetlerinin sağlanmamasından doğar. Bu tür çocuklar ciddi hastalıklara yakalanabilirler, en kötü durumlarda ise bu durum çocuk kayıpları ile sonuçlanabilir. Bazı aileler dini inançlarından, geleneklerinden, finansal durumlarından veya sağlık hizmetlerine olan güvensizliklerinden dolayı çocuklarını sağlık açısından ihmale sürükleyebilirler.